KESİMHANE
Hayat uzun çabuk ölmeye bak!
Mayıs 16, 2010
Yeni Adres
Evet, sonunda ve umarim temelli adresim http://devio.us/~eren oldu. Burasi bu noktandan itibaren ilerleyemecek ve siz yeni adrese alisincaya kadar acik kalacak. Sonrasida silecegim, burayi ve geriye kalan anlamsiz ve amacsiz olarak aldigim ve kullandigim siteleri.
Nisan 12, 2010
R: 70
Eyüp'le birlikte evde otururken büyük bir patlamanın olacağını, kıyamet günün geldiğinin anonsunu duyuyoruz. Birbirimize bakarken sürekli su içtiğimiz çeşmenin orada büyük bir nükleer patlama oluyor. Eyüp'e bakıp "Hemen eğil." diyorum. Bir yandan da cama doğru gelen alevlere bakarken kendimi yere atıyorum. Cam patlıyor, alevler de kafamı yalayarak geçiyor fakat kafamda büyük bir acı hissediyorum. Camdan dışarı bakıyorum tekrar. Yollar yarılmış, içindeki enteresan tüneller dikkatimi çekiyor. "Yeraltı canavarları buradan gelecekler." diyorum kendi kendime. Eyüp'le birlike dışarı çıkıyoruz. Bir ikinci patlama daha oluyor karşımızda. Alevler göğe doğru yükselirken nükleer patlamadan çok yaratıkların endişesi sarıyor bir anda beni...
Nisan 04, 2010
Mart 29, 2010
R: 69
Yol boyu yanımda babamın arkadaşı Ali amca ile yürüyoruz. Üniversite ne zaman bitecek diye konuşurken etraf birden beyazlıyor. Gözlerim beyazlıktan kamaşırken çok hızlı bir şekilde sis tüm yolu kaplıyor. Yolda yürüyen herkes hareketsiz bir şekilde durmuş durumda. Yürümeye devam ediyoruz. Ali amca biraz duraksıyor, hafifçe omzundan silkeliyorum. "Hah, tamam. Kendimden geçmişim." diyor. İnsanlara bakıyorum, hepsinin rengi bembeyaz olmuş durumda. Gözlerinden ise kan geliyor. "Ali amca hızlanalım istersen." diyorum. "Tamam." diyor. Hızlı bir şekilde yürümeye devam ediyoruz. Benzin istasyonun önüne geliyoruz. Camdan içeri bakıyorum. Kadının biri bana doğru geliyor, gözlerinden akan kana bakarken birden cama doğru kan kusuyor. "Ali amca, hemen eve gitmezsek öleceğiz." diyorum. Ali amca tekrar duraksamış, hemen silkeliyorum. "Tamam tamam, gidelim." diyor. Eve doğru koşmaya başlıyoruz...
Mart 27, 2010
R: 68
Mevsimlerden kış, yabancı bir ülkenin bir şehrindeyim. Şehrin ortasından bir nehir geçiyor. Kendime pansiyon aramak için şehri dolaşıyorum. Hava kararmak üzere, tam nehri gören bir pansiyon dikkatimi çekiyor. Hemen oraya doğru gidiyorum. Pansiyon sahibi kadın, bana nehre bakan taraftan bir oda veriyor. Birlikte odaya çıkıyoruz. Kanepeye oturuyor, ben de camdan dışarı bakıyorum. Nehir inanılmaz bir şiddetle akmaya devam ederken yavaş yavaş kar yağmaya başlıyor. Suyun rengi yeşil ama çok parlak. Dalgalar odamın camına doğru geliyormuş gibi oluyor. Pansiyon sahibi gelip boynumdan öpüp gidiyor. Ben de peşinden gidiyorum. Ama resepsiyonda onu göremiyorum. Dışarı çıkıp, nereye gitti diye etrafa bakınırken yanıma sivil giyinimli iki polis geliyor. Bana kimlik sorduktan sonra koluma giriyorlar. Arkadan da büyük bir kalabalık ellerinde pankartlarla bize doğru geliyor. En ön safta sivil polisler kolumda, şehrin simgesi olan bir heykelin önüne doğru ilerliyoruz grupla birlikte. Polislerden bir tanesi cebinden bir kumanda çıkartıp düğmeye basıyor. Kalabalığın ortasında büyük bir gürültüyle bomba patlıyor. İnsanlar korkuyla etrafa kaçışırken ben de polislere bakıp üzüntüden ağlıyorum. Biri hızlıca kaçarken diğeri yere düşüyor. Üzerine doğru koşuyorum, "Ne yaptınız siz?" diyorum. Korkudan rengi atmış bir şekilde bana bakıyor. Cevap alamıyorum. Diğerinin peşine düşüyorum. Geri koşarken tekrar pansiyon sahibi kadını görüp duraksıyorum...
Mart 22, 2010
M: 2
Tanışmak istediğim müzisyenlerin bir listesini yapmak istiyorum izin verirseniz;
- Ian Curtis
- Layne Staley
- Jeff Buckley
- Chuck Shuldiner
- Jimi Morrison
- 2Pac
- Jimi Hendrix
Mart 06, 2010
R: 67
Yabancı bir evde, hoşlandığım bir kızla oturuyoruz karşılıklı. Evde ikimizin de tanıdığı 2 ortak arkadaş daha var. Bakkala gitmek üzere bizi yalnız bırakıyorlar. İçimden "Konuş işte." diyorum kendi kendime. Bir şeyler diyecek oluyorum ama sesim kısılıyor. Dediklerimi kendim bile duymuyorum. Kendimi sıkıp tekrar bir şeyler demeye çalışıyorum. Sesim iyice kısılıyor. Sanki içimden konuşuyormuş gibi oluyorum. İçimden "Tanrım senden nefret ediyorum, nefret ediyorum, nefret ediyorum!" diyorum. O arada odaya birisi giriyor. Bana bakıp "Tanrı da senden nefret ediyor." diyip kıza elini uzatıyor. Kızla el ele tutuşup birden yok oluyorlar gözümün önünde. Kendimi tüm gücümle sıkıyorum. Bir ses "Yüreğin! Yüreğin çatlayacak!" diyor. Tüm gücümle sıkmaya devam ediyorum. Bir kaç el kalbimin olduğun yere bastırıyor. "Vazgeç." diyorlar. Daha çok kendimi sıkmaya çalışıyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
